Son Güncelleme: 15 Kasım 2017 15:26:19

Etkinliklerimiz

"Söyleşi: 100. Yılda Çanakkale 1915"


Araştırmacı Yazar Hüsnü MERDANOĞLU'nun konuşmacı olarak katıldığı "100. Yılda Çanakkale 1915" konulu söyleşi, 18 Mart 2015 Çarşamba günü Trabzon Vakfı Ahmet Yıldız Konferans Salonu'nda gerçekleşti.

Söyleşi, Ozan Sevdai'nin şiir ve kahramanlık türküleri seslendirmesi ile sona erdi.

ÇANAKKALE SAVAŞLARININ ULUSAL ÖNEMİ
Hüsnü MERDANOĞLU

13. yüzyılda kurulan ve 16. ve 17. yüzyıllarda üç kıtaya (Avrupa, Asya ve Afrika) yayılarak dünyanın önde gelen devleti konumuna yükselen Osmanlı İmparatorluğu, gelişen ve değişen teknik, ekonomik, askeri, siyasi ve benzeri yaşamsal önemde olan koşullarına uygun yönetilemediği için; duraklama, gerileme ve yok olma süreci yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunun yaklaştığı süreçte, "Hasta Adam" olarak anılır olmuştur.

 

“Hasta Adam”, Birinci Dünya Savaşı sonrasında ömrünün tamamlamış, Mondros Mütarekesi ile ölüm raporu hazırlanmış, Sevr Antlaşması ile de mirası paylaşılarak defin işlemi gerçekleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı Süreci

Din kullanılarak aşırı zenginleşmeye ve yozlaşma tepki olarak dini reformu, özgür düşüncenin önünü açan Rönesans’ı gerçekleştiren Avrupa devletleri, 18 ve 19 yy da sanayi (endüstri) devrimini gerçekleştirmişlerdir. İngiltere Endüstri Devrimi sonrasında; daha çok üretmek için daha çok hammaddeyi elde etmek ve ürettiği sanayi mallarına müşteri bulmak için denizaşırı ticarete yönelerek yeni yeni sömürgeler oluşmuştur.

Diğer Avrupa devletleri olan Almanya ve Fransa’nın İngiltere ile çıkarları çatışmaya başlaması sürecinde Birinci Dünya Savaşı (Paylaşım Savaşı) çıkmıştır.

İttifak Devletleri; Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristan ile İttihat ve Terakki yönetimindeki Osmanlı İmparatorluğu.

İtilaf Devletleri; İngiltere, Fransa ve Rusya (Sırbistan-Karadağ, Belçika, ABD, Yunanistan, Japonya, Portekiz, Romanya ve sömürge ülkeleri-Afrika, Kıbrıs, Arap ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda).

Çanakkale Savaşları bu paylaşım savaşının bir bölümünü oluşturmuştur.

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde ekonomik, sosyal ve teknolojik yönden rakiplerinden oldukça geri durumdaydı. Bu bağlamda; Osmanlı’nın nüfusu 22 milyon iken, İngiltere’nin 45 milyon, Fransa’nın 40 milyon, Almanya’nın 65 milyon idi.

Yıllık çelik üretimi Almanya’da 17 milyon ton, İngiltere’de 7 milyon ton, Rusya’da 4,5 milyon ton iken, Osmanlı Devleti’nde sıfır idi.

İngiltere’nin büyük savaş gemisi (Kruvazör) sayısı 121, Rusya’nın 14, Almanya’nın 57 iken, Osmanlı’nın hiç yoktu.

Bu koşullarda Osmanlı Ordusu; Kafkasya, Sina ve Filistin, Irak, Hicaz-Yemen, Çanakkale Cephelerinde savaşmıştır.

Osmanlı yönetimi Birinci Dünya Savaşı sürecinde “Kutsal Cihat- Cihat-ı Ekber” ilan (11 Kasım 1914) ederek, Müslümanlardan yardım beklemiştir. Ne var ki, Arap devletleri Kutsal Cihat’a önem vermemişlerdir.

İlginç olan ise Cihad-ı Ekber ile Müslümanların, Almanlara yardım etmelerini önerilmiş iken, Teşkilat-ı Mahsusa (günümüzün Milli İstihbarat Teşkilatı) görevlileri Osmanlının müttefiki olan Almanların, Osmanlının savaş halinde olduğu Ruslarla gizli görüşme yaparak, İstanbul’un Ruslara bırakılması konusunu görüştüklerini tespit etmişlerdi.

Çanakkale Savaşları ve Kurtarıcının Kendini Kanıtlaması

19 Şubat 1915 günü Çanakkale Boğazına gelen saldırganların 18 Mart 1915 günü saldırıları ile savaş başlamıştır. Yarbay rütbesiyle Çanakkale Savaşlarına 19. Tümen Komutanı olarak katılan Mustafa Kemal’den başka elbette başka komutanlarda var idi. Ancak Mustafa Kemal, aşağıda özetlenen en az beş ayrı askeri başarıları nedeniyle diğer komutanlardan farkını ortaya koymuştur.

  1. 25 Nisan 1915 sabahından itibaren düşman Arıburnu’na çıkarma yapmış Conkbayırı’na ilerlemektedir. Mustafa Kemal ilerleyen düşmandan geri çekilen Türk askerlerine rastlamış ve onlara “düşmandan kaçılmaz, cephaneniz yoksa süngünüz var” içeriğindeki o ünlü emrini vermiştir:
    Böylece zaman kazanmış olan Mustafa Kemal, düşmana saldırıda bulunmak için Kolordu komutanından müsaade istemiştir. Mustafa Kemal’in tümeni ordu ihtiyatı olması nedeniyle Kolordu komutanı gerekli iznin Ordu komutandan almasını önermiş, Ordu komutanı ile iletişim kuramayan Mustafa Kemal ihtiyat tümenii komutanı olduğu halde, üstlerinden talimat almayı beklemeden hücum emrini vererek, düşmanı durdurmaya başarmıştır.
  2. 7 Ağustos 1915 gününü düşmanın bir kolu yine Conkbayırı’na ilerlemektedir. Durumu fark eden Mustafa Kemal, düşmanın bulunduğu bölgede sorumluğu olmadığı halde elindeki sınırlı imkânlarla düşmanı durdurmayı başararak ikinci kez Conkbayırı’nı kurtarmıştır.
  3. Düşman 6 Ağustos günü, Arıburnu bölgesinden yoğun bir saldırı başlatmıştır. 19. Tümen Komutanı Musta­fa Kemal, 8 Ağustos gecesi Anafartalar grup komutanı olarak atanmıştır. Günlerden 9 Ağustos 1915’tir. Anzak ve İngiliz birliklerinden oluşan düşman güçleri, Mustafa Kemal’in komuta ettiği Türk süngü hücumu karşısında denize doğru kaçmaya başlamışlardır.
  4. Düşmanın üst üste yenilgisinin acısını çıkartmak için 10 Ağustos günü Conkbayırı’na taarruz edeceğini değerlendiren Mustafa Kemal, düşmanın yapacağı taarruza karşı koyamayacak ka­dar zayıf olmasına rağmen, düşmandan önce Conk­bayırı’ndan süngü hücumuna karar vermiştir. Henüz uykuda olan düşman, bu sessiz hücum karşısında neye uğradığını şaşırmış, bozulmuş, dağılmış ve çok kayıp vererek kaçmıştır.
  5. Düşman 21 Ağustos 2015 günü altı tümenle (yaklaşık 70 bin kişi) Anafartalar Ovası’nda taarruza başlamıştır. Düşmanın bu gücüne karşılık iki Türk tümeni (yaklaşık 18 bin kişi) bulunmaktadır. Düşman donanmasının yoğun ateşi altında, bu kuvvetlerle bu büyük taarruzu durdurmak mümkün değildir. Bir Türk tümeni de oldukça geride olduğu için kısa sürede yetişmesi mümkün değildir. Böylesi bir olağanüstü durum karşısında, gerideki tümenin yetişmesi için zaman kazanmak gerekmektedir. Aksi halde yenilgi kaçınılmazdır.

Bu koşullar karşısında askeri deha devreye girmiştir. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, elindeki süvari alayını, savunma durumda olan kuvvetlerimizin üzerinden aşırtarak taarruz için ilerlemekte olan düşmanın üzerine hücum ettirmiştir. Böylece ihtiyaç duyulan zaman kazanılmış ve beklenen Türk güçleri cepheye yetişmiştir.

Sonuç

Birinci Dünya (Paylaşım) Savaşı’nın bir cephesini de Kafkasya oluşturmuştur. Kafkasya Cephesinde Rusların elindeki bölgeleri geri almaya yönelik yürütülen «Çevirme Harekâtı»; ayağı çarıksız, sırtı paltosuz açlık, yorgunluk nedeniyle doğru nişan alarak savaşmak biryana, silahını bile elinde tutacak güçten yoksun askerle, sıfırın altında eksi 15-20 derece soğuk koşullarında, 2375 metre yüksekliğinde Gaziler Geçidini, tipi altında yürüyerek geçmeyi gerektirmiştir. Bu güç koşulara bir de bir an önce Rusları yenip “Paşa” olma hırsı katılınca 90 bin kadar can göz göre göre ölümü sürüklenmiştir. Donmaktan kurtulanlar da tifüs hastalığından kurtulamamışlardır.

22 Aralık 1914’te “Sarıkamış Bozgunun” yaşanılmış olmasının hemen sonrasında (1915’te) Çanakkale Savaşlarının kazanılmış olması, yakın tarihimiz yönünden çok önemi bir sonuç doğurmuştur.

Çanakkale savaşlarının ülkemiz yönünden en önemli sonucu, Mustafa Kemal’in becerisini, güvenirliğini ve zoru başarabileceğini kanıtlamış olmasıdır. Bu başarıdır ki, Mustafa Kemal’i Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın öncüsü ve Başkomutanı yapmıştır.

Birçok destanın yaşanıldığı Çanakkale Savaşları’nda, 57 bini şehit olmak üzere 252 canın zayi olması ile Çanakkale Boğazı geçilememiştir. Ne var ki, Osmanlı yönetiminin imzaladığı, 18 Kasım 1918'de Mondros Mütarekesi ile 10 Ağustos 1920 günü de Sevr Antlaşması ile Çanakkale ve İstanbul boğazları saldırgan güçlere teslim edilmiştir.

Bu süreçte bir zaman dünyanın en güçlü devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu tarihe gömülürken Padişah ve Osmanlı yönetimi, İstanbul’da saltanatını koruması karşılığında Türk halkının Anadolu’nun küçük bir bölümüne sıkışmasını kabul etmiştir.

Bu duruma razı olmayan ve Türk milletinin gerektiğinde yurdu için canını verecek kadar özverili olduğuna, cephede bizzat tanık olan Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Kurtuluş Savaşını başlatmıştır.

Hiç şüphe yoktur ki, Mustafa Kemal’in öncü olmasında Çanakkale Savaşları’ndaki başarıları olmuştur. Balkanlarda ve Sarıkamış’ta yenilgiye uğrayan, Çanakkale Savaşlarında varlığını yeniden kanıtlayan Anadolu ve Batı Trakya halkı, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yapıp kazanarak, Osmanlı’nın kalıntıları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmayı başarmışlardır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti var ise bu var oluşun, başlangıcı Çanakkale Savaşlarıdır.

Hüsnü MERDANOĞLU,
1951 yılında Şarkışla’nın Kaymak köyünde doğdu.

Ankara İktisadi Ticari ilimler Yüksek Okulu ile Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Uzmanlık bölümünü bitirdi. İş yaşamı yanında, Atatürkçülük konusunda araştırma ve incelemeye yoğunlaştı.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi, Eğitim komisyonu Başkanlığı, Genel Merkez Genel Disiplin Kurul üyeliği yaptı. Halen ADD Bilim ve Danışma Kurulu Üyesidir. Atatürkçü Düşüncenin (Kemalizm’in) yurttaşlarımız tarafından olabildiğince doğru anlaşılması için yurdumuzun birçok yöresinde konferanslar verdi ve bu doğrultuda birçok dergide çok sayıda makalesi yayımlandı.

YAYIMLANMIŞ KİTAPLARI
  1. Tarihi Gerçekler Işığında Atatürkçü Düşüncenin Evrenselliği
  2. AB Üyeliğine Atatürkçü Yaklaşım (Küreselleşme Sürecinde Atatürkçü Düşünce)
  3. Ulusal Kurtuluş Süreci ve Kuvayı Milliye
  4. Kemalizm ile AB’nin Çelişkisi
  5. Kemalizm ile Bütünleşen Alevilik
  6. Tarihi Gerçekler Işığında Dersim’den Ders Almak
  7. Tarihi Gerçekler Işığında 100 Soruda Alevilik
Yayınlanma Tarihi : 18 Mart 2015