İlk Toplantı
Trabzon Vakfı Kadın Platformu (TVKP) ilk toplantısını 25 Kasım 2010 tarihinde Trabzon Vakfı Başkanı Sayın Bilgin AYGÜL ile yaptı.
1 | A.Canan Mercimek |
2 | Arzu Bulut |
3 | Asiye Çolakoğlu |
4 | Atike Güneş |
5 | Ayla Aksoyoğlu |
6 | Ayla Malkoç |
7 | Aynur Kurt |
8 | Aynur Ovat |
9 | Ayşe Kılınç |
10 | Ayşe Odabaşı |
11 | Ayşe Özden |
12 | Ayşe Ustabaşı |
13 | Ayşen Tütüncüoğlu |
14 | Ayten Ercan |
15 | Bedire Önez |
16 | Bilgin Akata |
17 | Birgül Bahadır |
18 | Canan Gülsoy |
19 | Carmen Ormancı |
20 | Çiğdem Özkızıklı |
21 | Dilek Arpacı |
22 | Doç. İncinur Saltık Temizel |
23 | E.Nihal Tavşanoğlu |
24 | Ebru Emin |
25 | Emine Aydın |
26 | Emine Edirneli |
27 | Emine Gülnaz Kılınç |
28 | Emine Tülay Sülüngür |
29 | Esin Orallı |
30 | Esra Akın |
31 | Fatma İbrahimbaş |
32 | Fatma Yaşar Eroğlu |
33 | Feray Ferah |
34 | Ferhan Boran |
35 | Feride Ala |
36 | Feriha Çilingir |
37 | Fikriye Aslandere Bayraktar |
38 | Filiz Günay |
39 | Filiz Sabriye Özdiler |
40 | Gönül İmamoğlu |
41 | Gülcan Bayulu |
42 | Gülçin Kanber |
43 | Gülgün Ferah |
44 | Gülümser Marşan |
45 | H.Ayla Çelenk |
46 | Hacer Ergin |
47 | Halime Nur Sönmez |
48 | Hamiyet Sarı |
49 | Hatice Tiryaki |
50 | Hayriye Gümrükçü |
51 | Hilal Odabaş |
52 | Hülya Şimşek |
53 | Hülya Zengin |
54 | İdil Kami |
55 | İlknur Yakupoğlu |
56 | İnci İmirzeoğlu |
57 | Jale Karlık |
58 | Kana Eylem |
59 | Kerime Taflan |
60 | Leyla Ertek |
61 | Leyla Gidem |
62 | Meryem Bostan |
63 | Mine Köse |
64 | Muhterem Aksoy |
65 | Münevver Kaya |
66 | Müzeyyen Olcayto |
67 | Nazan Şahin Gürsel |
68 | Nazime Gençer |
69 | Nazlı Özer |
70 | Nazmiye Zengin |
71 | Nedime Yavuz |
72 | Neriman Arman |
73 | Neriman Sakal Hamdan |
74 | Neslihan Solmaz |
75 | Nevin Meral Çolakoğlu |
76 | Nilgün Özbıyık |
77 | Nilgün Suna |
78 | Nimet Ak |
79 | Nüket Erkum |
80 | Nuran Bayer |
81 | Nurcan Çelik |
82 | Nurhan Yurdadön |
83 | Nurten Atalay |
84 | Özden Heper |
85 | Özgüç Gedik |
86 | Rahmiye Hasançebi |
87 | Rıfkıye Zengin |
88 | Rukiye Karaçam |
89 | Şafak Oktay |
90 | Şahinde İçli |
91 | Sakine Yalçın |
92 | Saliha Akkıran |
93 | Seda Küçük |
94 | Sema Kasap |
95 | Şenay Öke |
96 | Şenaydın Eryavuz |
97 | Şengül Balta |
98 | Serap Erden |
99 | Şermin Bekaroğlu |
100 | Serpil Oğuzlu |
101 | Serpil Saral |
102 | Serpil Yıldırımlar |
103 | Sevgi Kum |
104 | Sevil Akdeniz |
105 | Sevim Akyavuz |
106 | Sevim Koç |
107 | Sevinç Karsan |
108 | Sevinç Tok |
109 | Seyhan Tenteoğlu |
110 | Şeyma Demir Hacısalihoğlu |
111 | Sibel Kaman |
112 | Songül Bektaşoğlu |
113 | Şule Tahmaz |
114 | Suna Kenber Kabaağaç |
115 | Taliha Yaşar |
116 | Tuğba Armutçu |
117 | Tuğba Seymenoğlu |
118 | Tülay Gökalp |
119 | Türkan Yılmaz |
120 | Ümit Aydemir |
121 | Ümit Pamukçu |
122 | Yasemin Sevgen |
123 | Yıldız Atasoy |
Fatma Babuşçu
2 Aralık 2010 Taka Gazetesi
Gündelik yaşamda bazılarımız hareket halindeyizdir. Gezmeyi, değişik yerlerde bulunmayı severiz. Öyle ki yaşam şekli haline getiririz bunu giderek.
Bazılarımız da tam tersi; durağan, sakin yaşamaktan yanayız. Örneğin ben... Arada bir çıkıyorum şehir dışına. Bir şeyleri geride bırakmak isteğim iyice yoğunlaştığında. Hiç belli olmaz; aşırı keyifli bir anımda da kanatlanır, upuzun yolları göze alabilirim. Bambaşka bir havayı solumayı, yeni yerler keşfetmeyi seven heyecanlı, hevesli, başına buyruk ya da acemi bir kuş, bir balık, bir kelebek misali.
Fakat yine de bir yere kadar tat alıyorum gezmelerden. Sonrasında, aynı yoğun ses geri çağırıyor beni. Dostlarla olası paylaşımlarım, devam etmekte olan işler, uğraşlarıma yön verdiğim evim, kısacası anılar biriktirdiğim bu şehir.
Havasının, suyunun, doğasının, insanından aldığım, yer yer delirten, yer yer gülümseten, o hoyrat enerjisinin de bu ısrarlı çağrıda katkısı büyük tabii.
Durağan ve sakin yaşama isteğimi şehre dair alışkanlıklarıma bağlamıyorum, yo!.. Çünkü sadece alışkanlıklardan kaynaklı bağlılıklar eksiktir, yarımdır. Sevgi, tutku, aşk zerrecikleri barındırmaz içinde. Her an ince yerinden kesilebilir kuru bir bağdır. Burada yaşamasını sevdiğim, benimsediğim için her defasında gözüm arkada kalır.
İstanbul'a bu son gidişimde, orada yaşayan Trabzonlu arkadaşım,"Trabzon bitti, artık buraya yerleşmen gerek," dediğinde şaşkın ve yadırgayıcı gözlerle bakmıştım ona. Olası bütün olumsuz gelişmelerine rağmen ancak insanın gönlünde, gözünde bitebilir bir şehir. Tüm çekici yanlarını, o özel havasını, tadını, anlamını kaybettiğinde. Yaşanılacak, özlenebilecek hiç bir tarafı kalmadığında.
Ne tür zorluğa, haset dolu yaklaşıma maruz kalırsam kalayım, bu şehre dair hiçbir şeyi bitirme noktasına gelmedim hiç. Zaman içinde gelir miyim, bilmiyorum... Burada devam etme isteğimi besleyen biricik duygu ve düşünce de bu olsa gerek.
Beni İstanbul'da yaşamaya teşvik etmek için, böylesi caydırıcı cümleler kurmuştu arkadaşım. Her yönüyle muhteşem ve bir o kadar da yorucu bir şehirde birlikte nefes nefese yaşamalar biriktirip, köklerimizin bağlı olduğu bu şehre uzaklardan birlikte bakabilmek için. Burayı birlikte özlemek, iki özlemi yan yana getirmek, getirip hafifletmek için.
Hareket halinde olmak, sık sık gezmek bana göre bir şey olmasa da, arada bir uzaklaşıp gitmenin faydalı olduğuna inananlardanım. Yeni bir bakış, kalp atışı edinmek, moral depolamak adına çok faydalıdır.
Uzaklardan eksik, yarım, yalnız hissettiren yakıcı bir bakışla baksak bile faydalı. Neyin yokluğunu çekmişsek, o an buruk, acı bir bakış olsa da adı gözlerimizde...
Çünkü durağan yaşaması da bir yere kadar... Sevdiğiniz, heyecan duyduğunuz ne varsa, sıradanlaşabilir gözünüzde bir süre sonra, tekrara düşünce. Günlerin, biriktirilen anıların tekrarı yorar insanı. Hele de durgun suya taş atıp dalgalandırmasını; yeni güne, yaşamınıza kendi ellerinizle, bakışınızla farklılıklar katmasını becermekten uzak biriyseniz.
Becerseniz bile, arada bir uzaklaşıp gitmek iyi gelir insana. Uzaklaşırken ikinci bir göz oluşturursunuz. Değişik ortam ve zamanlardaki kendinize bakarsınız; genel çevrenize, dostluklarınıza, yaptığınız işlere, geldiğiniz noktaya, geliş şeklinize... Baş kahramanı siz olan bir filmi yer yer hüzünle, yer yer de sindirilmiş bir mutlulukla izler gibi.
Uzağından bakarak, özleyerek elinizdekilerin farkına varırsınız. Kim bilir, belki de yeni bir yön verirsiniz kendinize... O da olmadı, ufak bir soluklanmanın ardından devam etme gücü bulursunuz. İşlere, yaşama daha bir kararlı, istekli elle sarılma gücü. Benim, Trabzon'a uzaklardan bakma şansı bulduğum şu günlerde yaptığım gibi.
Temel, yıllar sonra biriktirdiğiyle elden düşme Murat 124 alır. Arabasıyla memleketine giderken araba arızalanır.
Yolun kenarına çeker, motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanaşır:
- Hayrola hemşerim, arabanın nesi var? İstersen senin arabayı benimkine bağlayalım, çekeyim ilk tamirciye kadar.
Temel bu teklife çok sevinir. Ara halatı ile Murat'ı Ferrari' nin arkasına bağlarlar. Ferrari' nin sahibi genç uyarır:
- Ben hız yapmayı çok severim.
Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam, sen selektör yap beni uyar! Temel:
- Tamam! Yola koyulurlar.
Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60.80.100... derken, Murat 124 arkadan selektör yapar.
Ferrari durumu anımsar ve yavaşlar, bir sure sonra Ferrari yeniden gaza basar, 70, 80,100... Selektör yeniden anımsatır. Ferrari yavaşlar.
Yolda bu şekilde ilerlerken bir Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır:
- Kapışalım mı? Ferrari yanıtlar:
- Nesine?
- 340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur.
Ferrari hemen onaylar ve yarışa başlarlar. 120, 140, 180, 220...O arada trafiği denetleyen helikopterdeki görevli polis, genel merkeze bilgi vermektedir:
- Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!!! 3 araç yarış yapıyor.
Ferrari ile Lamborghini saatte 300 km hızla yan yana gidiyorlar, arkadan da Murat 124 onları geçmek için 10 dakikadır selektör yapıp yol istiyor!!
"Trabzon´un İktisadi Yapısı ve İstihdam Sorunu"
"Trabzon'un İktisadi Yapısı ve İstihdam Sorunu"
konulu Konferans 27 Kasım 2010 Cumartesi Günü Saat:14:00'de
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Eski Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Tuncer BULUTAY'ın
katılımıyla Vakıf Salonumuzda gerçekleşti.